Boşanma, eşler arasındaki evlilik birliğini hukuki olarak sona erdirirken; anne ve babalık sıfatı ve sorumluluğu hukuken devam eder. Sürecin taraflar açısından en hassas, hukuki ve psikolojik açıdan en yıpratıcı aşamalarından biri hiç şüphesiz ortak çocukların velayetidir .
Kısaca
Velayet kime verilir? Çocuğun üstün yararına en uygun ebeveyne verilir. Tarafların istekleri ve boşanmadaki kusur, ancak çocuğun yararını etkilediği ölçüde dikkate alınır.
Küçük çocuk her zaman anneye mi verilir? Kanunda kesin bir yaş sınırı yoktur. Yargıtay, çok küçük yaştaki çocuğun anne bakımına daha çok ihtiyaç duyduğunu kabul eder; ancak anne çocuğun gelişimini tehlikeye sokuyorsa velayet babaya verilebilir.
Çocuğun görüşü alınır mı? Evet. Uygulamada idrak çağında sayılan, genellikle 8 yaş ve üzerindeki çocuk dinlenir. Görüşü önemlidir ancak hâkimi tek başına bağlamaz.
Karar sonradan değişir mi? Koşullar esaslı biçimde değişirse velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.
Türk Medeni Kanunu'na göre velayet; ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, korunması, malvarlığının yönetimi ve hukuki işlemlerde temsil edilmesine ilişkin hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Velayet bir haktan çok, çocuğun yararına kullanılmak zorunda olan kamusal nitelikte bir görevdir.
Evlilik devam ettiği sürece velayeti ana ve baba birlikte kullanır. Ortak hayata son verilmiş ya da ayrılık kararı verilmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir. Boşanmada ise velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir.
Bakım ve Gözetim: Çocuğun barınma, beslenme, sağlık, güvenlik ve günlük düzeninin sağlanması.
Eğitim: Çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişiminin desteklenmesi; okul ve meslek eğitimi.
Temsil: Çocuğun üçüncü kişilere karşı temsili (pasaport, okul kaydı, resmi başvurular vb. ).
Velayet ve kişisel ilişki kamu düzenine ilişkindir. Hâkim, tarafların taleplerine ve aralarındaki anlaşmaya tam olarak bağlı değildir; gerekli araştırmayı re'sen (kendiliğinden) yapar ve yargılamanın her aşamasında ortaya çıkan yeni olguları dikkate alır.
Boşanma veya ayrılık kararı veren hâkim, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler. Velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlüdür (İştirak nafakası).
Aile mahkemesi, velayet konusunda çoğu zaman mahkeme bünyesindeki psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacıdan rapor alır. Uzmanlar her iki ebeveynle ve çocukla görüşür, yaşanan evi ve çevreyi inceler; barınma koşullarını, geliri, ebeveynin çocuğa ayırabileceği zamanı ve çocukla arasındaki bağı değerlendirir. Uzman raporu hâkimi bağlamaz; ancak kararın en önemli dayanaklarından biridir.
Boşanma davası uzun sürebilir. Hâkim, dava süresince çocuğun kimin yanında kalacağına, diğer ebeveynle kişisel ilişkisine ve tedbir nafakasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır. Geçici velayet kararı nihai kararın habercisi sayılmaz; ancak çocuğun dava süresince kurduğu düzen, nihai kararda istikrar ölçütü bakımından önem kazanır.
Kanun velayet için sabit bir liste öngörmez. Yargıtay kararlarında üstün yarar, çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, ahlaki ve sosyal gelişimi bakımından en uygun ortamın belirlenmesi olarak tarif edilir. Uygulamada değerlendirilen başlıca ölçütler şunlardır:
Bakım ve Eğitim İmkânı: Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun bakım ve eğitimi kimin sağlayabileceği.
İlgi ve Duygusal Bağ: Ebeveynin çocuğa gösterdiği ilgi, çocukla geçirdiği zaman ve aralarındaki bağın gücü.
Yaşam Koşulları ve Çevre: Konut, gelir, çalışma düzeni ve çocuğun sosyal çevresinin korunup korunamayacağı.
Sağlık Durumu: Ebeveynin bedensel ve ruhsal sağlığının velayet görevine engel olup olmadığı.
Zarar Verme ve İhmal: Şiddet, istismar, ağır ihmal, bağımlılık gibi çocuğu tehlikeye sokan davranışlar.
Diğer Ebeveynle İlişkiye Saygı: Ebeveynin, çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini destekleyip desteklemediği (ebeveyn yabancılaştırma sendromuna yol açan tutumlar).
İstikrar: Çocuğun hayatında süreklilik; alıştığı ev, okul ve çevreden koparılmaması.
Kanunda velayeti doğrudan yaşa bağlayan bir hüküm bulunmaz. Ancak Yargıtay uygulamasında, çok küçük yaştaki çocuğun anne bakımına ve şefkatine daha çok ihtiyaç duyduğu kabul edilir. Bu nedenle küçük çocukların velayeti, anne çocuğun gelişimini tehlikeye sokacak bir durumda değilse genellikle anneye verilir. Annenin çalışması, ekonomik gücünün sınırlı olması veya yeniden evlenmesi tek başına velayetin anneden alınması için yeterli sayılmaz. Çocuk büyüdükçe eğitim olanakları, okul düzeni ve çocuğun kendi görüşü ağırlık kazanır.
Bebeklik ve İlk Yaşlar (0-3 Yaş): Anne bakımına ihtiyaç en yüksek düzeydedir; velayet çoğunlukla anneye verilir. Anne çocuğa bakamayacak durumdaysa veya çocuğun sağlığını tehlikeye sokan bir yaşam sürüyorsa velayet babaya verilebilir.
Okul Öncesi ve İlkokul Çağı: Eğitim, okul düzeni, ebeveynlerin maddi ve manevi olanakları ağırlık kazanır. Çocuk uzman eşliğinde dinlenir.
Uluslararası sözleşmeler ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi, görüş oluşturabilecek olgunluktaki çocuğa kendisini ilgilendiren yargılamada görüşünü ifade etme hakkı tanır. Yargıtay bu sözleşmelere dayanarak, idrak çağındaki çocuk dinlenmeden velayet hakkında karar verilemeyeceğini kabul eder. Uygulamada idrak çağı için genellikle 8 yaş ve üzeri esas alınır.
Çocuk, hâkim tarafından doğrudan ya da mahkeme uzmanı eşliğinde dinlenir. Görüşme, çocuğu ebeveynler arasında seçim yapmaya zorlamayacak biçimde yapılır. Çocuğa “kimi seçeceksin” baskısı yapmak, diğer ebeveyni kötülemek veya mahkemede ne söyleyeceğini öğretmek uzman görüşmelerinde anlaşılır ve aleyhe değerlendirilir.
Kişisel İlişki (Görüşme Hakları): Velayeti almayan ebeveyn için mahkeme; belirli hafta sonları, yarıyıl ve yaz tatilleri ile dini bayramları kapsayan düzenli bir kişisel ilişki takvimi belirler.
Velayetin Değiştirilmesi: Boşandıktan sonra şartlarda esaslı bir değişiklik meydana gelirse (velayeti alan tarafın ihmali, başka bir yere yerleşme, çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi gibi) velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.
Yukarıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amacıyla sunulmuştur. Boşanma ve velayet davaları her ailenin kendi özel dinamiklerine göre farklılık gösterir. Hak kaybına uğramamak ve hukuki süreçte doğru adımları atmak için bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.
Bu konuyla ilgili hukuki danışmanlık almak ve Yıldız Hukuk Bürosu ile iletişime geçmek için
Aşağıdaki formu doldurarak sizde kendi görüş ve yorumlarınızı belirtebilirsiniz.
Bu içeriğe ilk yorumu yapan sen ol.